|
Öğr. Gör. Mikdat Erol GİRİŞ Son yıllarda bilim dünyası önemli bir devrim hareketi yaşadı. Adını sıkça duymaya başladığımız sözcüğünün ifade ettiği kavramın fiziksel açıklaması ortaya çıkarıldı. Kaos nedir ve bir sistem kaosa nasıl gider, sorusu artık bilim adamlarınca çok iyi yanıtlanabiliyor. Kaos sözcüğünü kullanan hemen herkesin ortak bir yanılgısı var. Bu sözcük hep 'kargaşa' anlamında kullanılıyor. (trajik kaos, politik kaos, kaotik tartışma ve düşünce kaosu gibi) Oysa bilimsel bulgular bize kaosun 'kargaşa' değil 'karmaşa' olduğunu söylüyor. Karmaşanın olduğu yerde ayrıntıların önemi büyüktür. Kaos; rasgele gözüken olayların içinde var olan ve bu olayların temelini oluşturan birbirine bağlılıktan söz eder. Kaos bilimi gizli biçim düzenleri, ince farklar, nesnelerin 'duyarlılığı' ve tahmin edilemeyenin yeniye nasıl yol açtığına dair 'kurallar' üzerine odaklanır. Bir metafor olarak kaos,üzerine titrediğimiz pek çok varsayımımızın bir kısmının doğruluğunu sorgulamamıza olanak tanır ve gerçeklik hakkında yeni sorular yöneltmek için bizi cesaretlendirir. Kaos, basit olarak düzenin olmayışı veya sistemin dejenerasyonu olmayıp, aksine yeni ve kompleks (karmaşık) düzene yönelik yaratıcı bir safha olarak görülmelidir. Kaos bilimde kabul edilmiş çalışma yöntemlerini sorgulayan meseleler yaratır. Gerçek hayatta olduğu gibi bilimde de, bir takım zincirleme olaylarda küçük değişiklikleri büyük sorunlar haline getiren bir kriz noktası bulunduğu bilinir. Kaos ise bu noktaların her yerde olduğu anlamına gelir. Kaosun gerçek anlamda ele alınıp incelenmesine 1960'li yıllarda başlamasına rağmen, teknik anlamda ilk çalışmalar 1970'li yılların sonuna doğru ortaya çıkmıştır (bireyler ve toplum olarak bizim için kaosun gerçek anlamı henüz keşfedilmeye başlanıyor. ve geleneksel Newton modelinin alternatif olarak yerini almıştır. Çünkü Newton paradigmasının tahditlerinden dolayı olayların türbülans ve değişimle olan ilişkileri net olarak artık açıklanamıyordu. KAOS VE KARMAŞIKLIK
Matematiksel modellerin doğanın gerçek işleyişini ifade etmekteki sınırlılıkları son yıllarda yoğun bir tartışma konusu olmuştur. Örneğin,diferansiyel denklemler gerçekliği bir süreklilik içinde zaman ve mekandaki değişimler düzgün bir biçimde ve kesintisiz olarak gerçekleşir. Burada ani kırılmalara ve nitel değişimlere yer yoktur. Oysa bu değişimler doğada fiilen meydana gelmektedir. 18. yüzyılda diferansiyel ve integral hesabın keşfedilmesi büyük bir ilerlemeyi ifade ediyordu. Ama en gelişmiş matematiksel modeller bile gerçekliğe ancak kaba bir yaklaşımdır ve belirli sınırlar çerçevesinde geçerlidir. Kaos ve anti-kaos hakkında tartışma, klasik matematik formülleri tarafından yeterince ifade edilemeyen kırılmaları, ani 'kaotik' değişimleri içeren bu alanlarda odaklandı. Klasik mekaniğin büyük bir bölümü, bilimsel yasalar gerçek hayattan soyutlanan lineer ilişkiler etrafında inşa edilir. Gerçek dünyanın nonlineer ilişkilerin egemenliğine tabi olması dolayısıyla, bu yasalar genellikle, 'yeni' yasaların keşfi aracılığıyla sürekli olarak mükemmelleştirilen yaklaşımlardan daha fazlası değildirler. Bu yasalar, matematiksel modeller ve kuramsal yapılar olup, meşruiyetleri yalnızca sağladıkları önsezide ve doğa güçlerinin denetim altına alınmasında kullanılabilir oluşlarında yatar. Son yirmi yılda bilgisayar teknolojisindeki devrim, nonlineer matematiği erişilebilir kılarak durumu değiştirdi. Bu sayededir ki, ayrı ayrı fakülte ve araştırma kurumlarında, matematikçiler ve diğer bilimciler açısından 'kaotik' sistemler için gereken ve geçmişte yapılamayan toplama işlemlerini yapmak mümkün olmuştur. James Gleick'in Kaos, Yeni Bir Bilim Yaratmak adlı kitabı, kaotik sistemlerin oldukça farklı matematik modeller kullanan farklı araştırmacılar tarafından incelenmesine rağmen her defasında nasıl olup da tüm çalışmaların aynı sonuçlara vardığını açıklıyor:Önceleri saf 'düzensizlik' olarak düşünülen şeyin içinde bir 'düzen' vardır. Hikaye Amerikalı bir meteorolog olan Edward Lorenz tarafından gerçekleştirilen bir bilgisayar simülasyonunda hava durumuna ilişkin yapılan incelemesiyle başlamaktadır. Nonlineer ilişkilerde önce on iki, sonra üç değişken kullanan Lorenz, bilgisayarında sürekli olan değişen ama aynı koşulları tam anlamıyla iki kez asla tekrarlamayan koşullarda oluşan bir sürekli dizi üretmeyi başarmıştı. Nispeten basit matematiksel kuralları kullanarak 'kaos' yaratmıştı. Lorenz'in bilgisayarı, onun seçtiği herhangi bir parametreyle başlayarak, aynı hesapları defalarca ama asla aynı sonucu vermeksizin mekanik biçimde yineledi. Bu 'aperiyodiklik' (yani düzenli döngülerin olmayışı) bütün kaos sistemlerin özelliğidir. Aynı zamanda Lorenz, elde ettiği sonuçlar her defasında farklı olmasına rağmen, en azından sık sık ortaya çıkan 'desen' izlerin varolduğunu fark etti. Bu durum, şüphesiz bilgisayar simülasyonlu havanın tersine herkesin günlük deyimlerine denk düşer: ' desenler' vardır ama ne herhangi iki gün ne de her hangi iki hafta birbirinin aynıdır. Kaos teorisinin diğer öncüsü, IBM'de çalışan bir matematikçi Benoit Mandelbrot, farklı bir matematik tekniği kullandı. IBM için çalışan bir araştırmacı safatıyla, geniş bir çeşitlilik gösteren doğadaki 'rastlantısal' süreçlerdeki 'desenleri' araştırdı ve buldu. Örneğin telefon haberleşmesinde her zaman var olan fon 'gürültüsünün' önceden kestirilmesi bütünüyle imkansız olan ya da kaotik olan, ama yine de matematiksel olarak tanımlanabilen bir desen sergilediğini keşfetti. Mandelbrot IBM'deki bilgisayarları kullanarak, kaotik sistemleri, sadece en basit matematiksel kurallardan yararlanarak grafiksel olarak üretebilmişti. "Mandelbrot kümeleri" olarak bilinen bu resimler sonsuz bir karmaşıklık gösteriyordu, bu resimlerin herhangi bir kısmı daha ince ayrıntıları görmek için 'büyütüldüğünde', sınırsız olarak görünen muazzam çeşitlilik devam ediyordu. Mandelbrot kümeleri belki şimdiye kadar görülen en karmaşık matematiksel nesne veya model olarak tanımlanmıştı. Yine de kendi yapısı içerisinde hala desenler mevcuttu. Ölçek defalarca 'büyütülerek' daha ince ayrıntılara bakıldığında (tüm yapı belirli bir matematiksel kurallar kümesine dayandığından bilgisayarın sayısız defa yapabileceği bir şey) farklı ölçeklerde düzenli tekrarlanan -benzerliklerin- varolduğu görülebildi. 'Düzensizliğin derecesi' farklı ölçeklerde aynıydı. Mandelbrot düzensizliğin içinde besbelli olan desenleri tanımlamak için 'fraktal' ifadesini kullandı. Matematiksel kurallar üzerinde ufak tefek değişiklikler yaparak çeşitli fraktal şekiller yapmayı başardı. Böylece herhangi bir ölçekte (herhangi bir büyültme oranında) her zaman aynı dereceden 'düzensizliği' veya ' kıvrımlaşmayı' sergileyen bir kıyı şeridini bilgisayarında simüle etmeyi başardı. Doğadaki fraktal geometri örnekleri hemen hemen sınırsızdır ve Doğanın Fraktal Geometrisi adlı kitabında Mandelbrot tam da bunu kanıtlamak istemişti. Normal bir kalp atışları spektrumunun, belki de kalp kaslarındaki sinir liflerinin fraktal düzenlenişinden ötürü, fraktal yasalar izlediği bulunmuştur. Aynı durum bir şizofreni özelliği olan gözün istem dışı hızlı hareketleri için de doğrudur. Bu yüzden fraktal matematik, fizyoloji ve deprem çalışmalarından metalürjiye kadar uzanan disiplinleri içeren çeşitli bilim alanlarında bugün rutin bir biçimde kullanılmaktadır. DETERMİNİSTİK KAOS
Doğrusal olmayan deterministik dinamik sistem veya doğrusal olmayan bir denklemden yenilemeli (recursive) bir şekilde üretilen zaman serisi değerleri. Deterministik doğrusal olmayan dinamik denklem olan 'lojistik denklemi' deterministik olmasına rağmen belirli koşullarda kaotik sonuçlar üretmektedir. Lojistik denklem veya lojistik büyüme eğrisi, kaynak kısıtlaması altında artan büyümenin pozitif veya negatif geri bildirimin etkisi ile nasıl arttığını veya bir noktadan sonra sürdürülemez duruma geldiğini bize anlatır. Büyüme (+) geri bildirim ile artar. Ancak daha sonra büyüme kendisi için gerekli sınırlı kaynakları tükettiğinden, ( - ) geri bildirimin etkisiyle bir noktadan sonra sürdürülemez duruma dönüşebilir. Bütün sistem, kararlı bir dengeye ulaşamadan kestirilemez bir şekilde belirli bir bölgede salınmaya başlar. İşte bu tür bir kestirilemez durum 'deterministik kaos' adını alır. " Teorik zaman serisi kalıplarının, belirli aralıklarla değişen fraktal (desen) boyutlara sahip iseler, tersine hareket ederek ampirik olarak fraktal boyutlarını belirlediğimiz zaman serisi verilerinin hangi teorik kalıplarla ilişkili olduklarını belirleme şansı elde edebiliriz. " Pozitif geri besleme (olumlayıcı geri besleme) ' a - Sapmayı kuvvetlendiren pekiştirici geri besleme - Bu sürecin önünde hep birden çok alternatif vardır. Aynı minik çok çeşitli mecralara gidebilir. Başlangıç koşullarına bu duyarlılık yüzünden süreç tersinmezdir. Dalgalanmaların artması, sistemi yeni davranışlara iter. " Negatif geri besleme ( istikrarı sağlayan dengeleyici geri besleme) ' b - termostat veya ısı denetleyicisi. Kaosun deterministik temelinin diğer göstergeleri; faz geçişleri üzerine çalışmalarda ve matematik modelleyicilerin 'çekici' olarak adlandırdıkları şeyler yardımıyla gösterilmiştir. Faz geçişlerinin bir çok örneği vardır. Bu , bir sıvının 'laminer' akışından türbülanslı akışa geçişi anlamına gelebileceği gibi, katının sıvıya yada sıvının gaza dönüşümü veya bir sistemin iletkenlikten 'süper iletkenliğe' geçişi anlamına da gelebilir. Bu faz değişimlerinin teknolojik değişimlerinin teknolojik tasarım ve inşa anlamında son derece önemli sonuçları olabilir. Örneğin, bir uçak kanadı üzerindeki hava akışı laminer akıştan türbülanslı akışa dönüşürse irtifa kaybedecektir; aynı şekilde suyu pompalamak için gereken basınç borudaki akışın türbülanslı olup olmamasına bağlı olacaktır.
ÇEKİCİLER-ÇEKENLER (ATTRACTORS)
Dört tür çekiciden bahsetmek olasıdır. Bunlar; - Tek nokta çekicisi (statik, ölü durum) Sosyal bilimlerde bu nokta dikotomi/tek yönlülük olarak değerlendirliyor. - Periyodik çekiciler (cycle attractors) Sosyal bilimlerde dialektik/kendi kendine düzenleme olarak değerlendiriliyor. Genelde farklılaştırma ve entegrasyon olarak ele alınabilir. Örneğin, stabilite ve değişim veya güvenlik ve özgürlük gibi. - Garip, ilginç, tuhaf çekiciler (strange attractors) Genelde kaos olarak bilinir. Düzen ve tahmin edebilme yok. Yapılar oluşur oluşmaz dağılıyor. - Karmaşıklık (Complexity) FAZ ALANI (PHASE SPACE) VE ÇEKİCİLER Faz alanında sayısal değerler, geometrik görüntülere dönüştürülür. Faz alanı olarak adlandırılan hayali alanındaki koordinatlara karşılık gelen sayılar kullanılır. Sistemin zaman içinde herhangi bir noktada gösterdiği gerçek davranış n- boyutlu bir faz alanındaki bir nokta olarak gösterilir. Bu yaklaşım non-lineer denklemlerin, doğal olayları grafik ve geometrik olarak açıklayan çözümlerine olanak verir. Bu yöntemin sonucu formüller değil, sistemin zaman içinde gösterdiği davranışların grafik gösterimidir. Non-lineer sistemlerde her bir noktanın sistemin evrimi içinde ne olacağını tahmin etmek mümkün değildir. Ancak, non-lineer sistem davranışındaki bu görünüşteki rastlantısallığa karşın, faz alanı çalışmalarındaki gözlemler noktaların rasgele dağılmadığını ortaya çıkarmıştır. Zaman içindeki pek çok gözlemden sonra, faz alanındaki noktalar bütün sistemin davranışının ayırt edici örüntülerini oluşturmuşlardır. Ortada 'derin düzen boyutları' olduğu, bunların bazı sınırları belirlediği ve sistemin genel davranış örüntülerine rehberlik ettiği görülmektedir. Bunlara çekici (attractor) denmekte, çünkü sistem davranışını çekerek belirli karmaşık örüntüler göstermesini sağlarlar. Çekiciler çok düşük düzeyde boyutsallık gösterirler, hatta çok boyutlu faz alanlarında bile durum böyledir. Örneğin, bir sistem elli değişkene sahip olabilir, ancak hareketleri üç boyuttaki çekicilerle sınırlı olabilir (50 boyutlu bir alanda katlanmış bir yüzey). FAZ GEÇİŞLERİ - Düzen ' Karmaşıklık ' Kaos (Dinamik Sistem) - Buz ' Phase Transition ' Likit (Su) (Phase Transition; Bir durumdan diğerine aniden dönüşme) - Yaşam ve faz geçişleri; Aşırı statik ' Yaşam /öğrenme ve anlama yeteneğinin ' İstenmeyen ve hoş olmayan durum (Düzen) varlığı (Karmaşıklık) (Kaos) KAOS VE KARMAŞIKLIKLA İLGİLİ BAZI KAVRAMLAR VE ÖRNEKLER
a ) Butterfly Effect (Edward Lorenz) Lorenz'in bilgisayar simülasyonları aracılığıyla global hava tahmini ile ilgili çalışmalarında ortaya çıkmıştır.Bu kavram doğrusal olmama ile alakalıdır. Küçük ve önemli bir değişiklik, sistemin yapısını değiştirebilir yahut büyük olaylara yol açabilir. b ) Edge of Chaos/Phase Shift (Mitchell Waldrop) (Kaosun eşiği/faz geçişi) Sistemin denge durumunun hassas bir yapıda, yani tersyüz olmaya yakın olması ve evrimsel değişimin öneminin vurgulanması hali. Düzen ve kaosun sınırıdır. Aslında bu sınırda bir ahenk ortaya çıkmaktadır. Örneğin; insanlar keklikleri avlayarak yok olmasına veya sayılarının iyice azalmalarına neden oluyorlar. Keklik, tarıma zarar veren süneleri yiyerek çoğalmasına ve zarar verici bir seviyeye gelmesini engelliyor. Bu durumda süne hızla çoğalıyor ve tarıma zarar veriyor. Bunu önlemek için tarımsal ilaçlar kullanılıyor ve sünenin zararı azaltılırken aynı zamanda tarlalardaki yılanların yok olmasına neden oluyor. Yılanlar tarla farelerini avlayarak tarlalara zarar vermesini önlüyor. Fakat sayılarının azalması tarla farelerinin çoğalmasına yol açıyor. Sonuçta tarımsal üretim olumsuz etkileniyor ve verim düşüyor. c ) Entropi Yasası (Düzensizlik) (İlya Prigogine) Dengesiz şartlar altında entropinin düzeni, organizasyonu ve dolayısıyla yaşamı azaltmayacağını bilakis üreteceğini göstermekle geleneksel termodinamik görüşlerin ne derece yetersiz olduğunu ortaya koymuşlardır. Belirli sistemler çökerken, diğerleri aynı zamanda daha uyumlu bir şekilde evrimleşip gelişmektedir. Düzen entropiye rağmen değil, bilakis entropi nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Örneğin, yeni iktisat anlayışında bazı iktisadi temel kavramları şöyle ifade edebiliriz; Fiyat; 'Gelecek nesillerin de dikkate alındığı bir piyasa anlayışı' Enflasyon; 'Çevrenin entropi halinin bir ölçeği olarak' Üretim; 'Bir değer üretmek için insan, makine veya başka bir enerji formu kullandığında, bunun çevrede daha büyük bir düzensizlik oluşturma pahasına yapılıyor olması.' Üretkenlik; ' Beher çıktı biriminde hız değil, beher çıktı biriminde üretilen entropinin bir ölçüsü olarak ele alınma zorunluluğu.' d ) Karmaşıklık ve uyum Sağlayan Sistemler (Complex Adaptive Systems) Açık ve doğrusal olmayan evrimci sistemler olup, yeni bilgiyi analiz etme ve değerlendirebilme yetisine sahiptirler. Dünyanın büyükl bir çoğunluğu karmaşık ve uyum sağlayan sistemlerden meydana gelmektedir. Sosyal dünya (insanlar, politika, ticaret gibi) çok sayıda içsel bağlantı noktalarının olduğu en büyük ve en geniş karmaşık ve uyum sağlayan sistemdir. Kültür bunlar içerisinde en önemli olanıdır. Bu tür sistemler düzen ve kaos arasında sınırda (the edge of chaos) yer alan sistemlerdir ve değişimlere kendi kendilerine uyarlar. Dolayısıyla karmaşık uyum sağlayan sistemlerdir. Karmaşık uyum sağlayan sistemler, özü itibarıyla kendi kendini örgütler, uyum sağlar, öğrenir, çevre içinde yaşamak ve konumunu güçlendirmek için tepkiler verir. Uyum, öğrenme ve tepkiler sistemdeki her bir hiyerarşik kademede ortaya çıkar. Bazen bir kademedeki uyum, küçük dalgalanmalarla, bütün kademelerde uyum sağlama sürecini başlatır; bir çeşit içsel kelebek etkisi. Karmaşık uyumlu sistemler, bu içsel doğrusal olmayan dinamikler yoluyla yaşamlarını sürdürmek için kendilerini sürekli yeniden yaratırlar. Bir başka ifadeyle, karmaşık uyum sağlayan sistemler tipik olarak; - ya olumsuz ya da olumlu geri bildirime yol açabilecek içkin doğrusal olmayışlara sahiptir, - beliren (kendi kendini örgütleyici) davranış sergilerler, - başlangıç koşullarına (donmuş rastlantılara) olağanüstü duyarlıdırlar ve, - optimum bir duruma nadiren gelebilirler- tersine çoğu kez 'tarih'e bağımlı olan yerel minimumlara 'saplanıp kalır'lar. Sonuç olarak, bu sistemlerin aktivitelerine ya da davranışlarına müdahale çoğu zaman beklenmedik sonuçlara yol açar. Karmaşık ve uyum sağlayan sistemlere örnek olarak ekonomi, ekoloji, bağışıklık sistemi, embriyolar, sinir sistemleri, bilgisayar ağları - virüsleri, ticaretteki dengesizlikler, istikrarın korunamaması, AIDS, genetik ve akıl sağlığı bozukları gösterilebilir. Örnek ' işletme - İşletmelerde herkesin kendi iş tanımını sürekli yeniden müzakere edebilmesine, bir yandan da çalışmasını sürekli yeniden örgütlenmesine ve çıktılarını sürekli iyileştirmesine yol açması. Örnek ' Yağmur Ormanları - Yağmur Ormanları (verimli bitki örtüsü, kuş sesleri, diğer hayvanlar, vd,…) Bu durum dinamik bir sistemi veya aktif br dengeyi tanımlar. ' Doğal olarak bu durum sisteme yeni bilginin gireceği ana kadar devam eder. ' Nedir bu yeni bilgi? ' Ticari kaygılarla ormana müdahale. 'Bu, yağmur ormanlarının yeni bilgiye duyarlılığından dolayı bir kaotik döneme yahut 'instability' haline iter. ' Zamanla uyum ortaya çıkar, bu da yeni denge durumudur. Bazı bitki ve hayvan türleri yok olmuş olabilir. Yeni türler ortaya çıkmış olabilir (hibrid şeklinde). ' Yağmur ormanları kendi kendilerini 'the edge of chaos'a uydurmuştur ve yeni bilgiyi almaya hazırdır. - e ) Path dependance (dependant) / Mode-locking/ Lock-in effect (Mitchell Waldrop) Tarihsel süreçte yapılan bir yanlışın daha sonraları yeni bir yapının başlangıç koşullarını oluşturabilmesidir. Tarihsel olayların öneminden ortaya çıkan bir kavram. Bugün iktisadi birimlerin /bireylerin optimum olarak almış oldukları kararlar ileride optimum olmayabilir. Burada tarihsel olayların önemi göz ardı edildiği için bugün doğru olan yarın yanlış olabilir. Bunu teknoloji ile ilişkilendirdiğimizde teknolojik kilitlenme dediğimiz düşük teknolojilerin daha fazla ekonominin içinde kullanılması olarak karşımıza çıkıyor. Örneğin, geçmişte benzin en az gelecek vaat eden enerji kaynağı olarak görülüyordu. Buhar çok daha iyi ve güvenilirdi. Benzin pahalı, patlayıcı, gürültülü ve yakıt verimliliği azdı. Olay başka türlü gelişse teknolojik kilitlenme benzin yönünde olmasa belki bugün buharlı motorları otomobilde kullanılıyor olurduk. Kilitlenme bir kere çözüme ulaştıktan sonra, bu çözümden kurtulmak zordur. Path dependance önemsiz, küçük olaylar ve tesadüflerin sonucu, ulaşılan çözümü belirleyebilir ve bu çözümün hakimiyet sağlaması belli bir yola (path) girilmesine yol açabilir. SONUÇ YERİNE: KAOS VE KARMAŞIKLIĞIN BİREY, YAŞAM VE ÖRGÜT BOYUTUNUN BİR DEĞERLENDİRİLMESİ Genelde yeni oluşmuş veya kurulmuş işletmelerin çoğunlukla esnek, araştırıcı kaotik bir niteliğe sahip oldukları ve çalışanları arasında da bir güven ve arkadaşlık duygusunun bulunduğu söylenebilir. Bu kaotik nitelik iş yaşamında başarılara olanak tanıyabilir. Bununla birlikte, bir süre sonra bu tür işletmeler standart 'iyi iş yeri' varsayımının tuzağına düşen bir av haline gelir ve kemikleşmeye başlar. Sonuçta, rekabet, hiyerarşi ve güç işletmenin etkinliğine hükmetmeye başlar. İşlerin yapılma biçimini kontrol eden olumsuz geri bildirim döngüleri pekiştirilir ve kısa bir süre sonra işletmenin garip çekicisi bir sınır döngüsüne indirgenir ki bu bir kilitlenme'dir. Bireysel yaratıcılık rutinlerin ve işletmelerin ritüelleşmiş inançlarının arkasına atılır. Bunların birçoğu öylesine içselleştirilir ki çalışanlar bunların var olduğunu bile fark edemezler. İnsanlar örgüt içinde gelir gider, ama 'sistem' esasen aynı kalır. Bireyler sorun değildir. İşletme piyasada güçlü hale geldikçe aynı zamanda değişime daha az açık bir hale gelir. İşletmenin birlikte çalışmak zorunda olduğu serbestlik derecesi ve bilgi akışında azalma vardır. İşletme yeterli derecede içsel kaosu olmayan sağlıksız bir kalp gibidir. Bu noktada bir çok işletme yeni teknolojilerin ya da daha fazla kaotik esnekliğe sahip olan yeni rakiplerin ortaya çıkmasına dayanamayarak ciddi ve çözümü oldukça güç sorunlarla baş başa kalır. Kaosun yapısında varolan yaratıcılık aslında hayatı yaşamanın daha fazlasını gerektirdiğini ileri sürmektedir. Estetik bir duyum ihtiyacını öne çıkarır ve hassas nüanslara ve düzensiz düzenlere dikkat etmek gerektiğini belirtir. Uzlaşmaların bozgunlardan daha kötü olduğunu, bakış açılarındaki farklılık ve ayrılıkların gerilimiyle birlikte çalışılmasının zorunluluğundan ve rutinin olumsuzluklarından bahseder. Rutin bizden- şu andaki toplumsal yapı ve dokular- zamanın daha derin anlamından kopardığından, bizden yaşamın kendi ritmine olan bağlarımızı da çalar. Yaşamın, sevginin, mutluluğun ve başarının belli bir andaki durumu yansıtması ve sürekli olarak yeniden üretiliyor olmaları bir şekilde insanların zihinsel süreçlerinde bir paradigma kayması (zihinsel bariyer/ algılama sınırı) ile mümkün gözüküyor. Yani bunların zihinsel olarak içselleştirilmeleri gerekiyor ki bu durumun algılanması galiba bireyleri biraz değil oldukça zorlayacak türden şeylerdir. Çünkü bunlar zaman zaman depolamaya, biriktirmeye çalıştığımız ve geleceğe erteleyerek ileride kullanabileceğimiz türden değil. Aksine devam eden bir sürecin anlık sonuçlarıdır ve bizim bu sonuçlara yol açan süreçleri ise anlamamızın çok önemli olduğudur. Örneğin, 'meşru sorgulama çizgisinin meşruluğunu sorgulamak' ifadesi yukarıda belirtilen zihinsel paradigma değişikliği olmadan bir anlam taşır mı? Veya 'bireyin özgürlüğünün, yaratıcılığının ve sorumluğunun' önceden varsayılmasına dayanan bir demokrasi anlayışı olası mıdır, pratiğe taşınabilir mi gibi soruları tartışmak ve olabilirlikleri belirlemek veri paradigma ve rutine takılarak pek mümkün gözükmemektedir. KAYNAKÇA " SANDERS T. Irene(1998), Strategic Thinking and The New Sicience, Free Pres:New York " GHARAJEDAGHI Jamshid (1999), Systems Thinking- Managing Chaos and Complexity, Butter Worth Heinemann " D. Ralph, GRIFFIN Stacey Douglas, SHOW Patricia ( 2002), Complexity and Management, Routgledge:London " GIBSON Rowan (2001), Rethinking the Future, Nicholas Brealey PublishingLondon " Gulbenkian Komisyonu(1996), Sosyal Bilimler Açın, Metis Yayınları:İstanbul " Toplum Bilim/ Defter Dergileri Sempozyum Bildirileri(2001), Sosyal Bilimlerde Yeniden Düşünmek, Metis Yayınları:İstanbul " GLEICK James,(1995) Kaos, Tübitak Yayınları:Ankara " PRIGOGINE Ilya ve STENGERS, (1989) Kaostan Düzene, İz Yayıncılık:İstanbul " WOODS Alan ve GRANT Ted,( 2001) Aklın İsyanı , Tarih Bilinci Yayınları:İstanbul " RUSSEL ve FAULKNER,(1999) Movers and Shakers- Chaos Makers in Tourism Development Decisions, 20(4), Tourism Management " WALDROP Mitchell (1992) Complexity- The Emerging Science and The Edge of Order and Chaos, Simon and Schuster/Penguin: London " CRAMER Friedrich, (1998) Kaos ve Düzen-Sırat Köprüsündeki Hayat, alan Yayıncılık:İstanbul " PRIGOGINE Ilya (1999) Kesinliklerin Sonu-Zaman Kaos ve doğa Yasaları, Sarmal Yayınları: İstanbul " BRIGGS J. ve PEAT D. F. (2001)Kaos ve Yedi Yaşam Dersi, Ege Meta Yayınları:İzmir " GÜNDÜZ G, (2002) Kargaşa Kaos ve Şekil Oluşumları, ODTÜ Yayınları:Ankara " RIFKIN Jeremy va HOWARD Ted, (2003) Entropi-Dünyaya Yeni Bir Bakış, İz Yayıncılık:İstanbul
|